Title Image

Kentsel Gelişimde Mimari Tercihler

Tarihi Gelişim ve Apartmanlar

Şişli, İstanbul şehrindeki müstakil yapılardan yüksek apartmanlara geçişin yaşandığı ilk bölgeler arasında yer almaktadır. Apartmanlar, bölge kimliğinin oluşmasında önemli etkiye sahiptir. İstanbul’un fethinden 18. yy.ın sonuna kadarki süreçte Şişli’de batı sanatı ve yaşam biçimine duyulan hayranlık artmış ve aynı yıllarda yeni yapılan konutlarda geleneksel kütle ve plan özelliklerinin yanında batılı bezeme ögelerine yer verilmiştir.

19. yy’a gelindiğinde Kasım 1839’da Topkapı Sarayı’nın Gülhane Bahçesi’nde ilan edilen Tanzimat Fermanı ile İstanbul’da yeni bir dönem başlamıştır. Tanzimat’ın getirmiş olduğu yeni düzenlemelerle, azınlık topluma yapım işlerinde, yer seçimi, bina yüksekliği, kat sınırı ve malzeme seçimi gibi konularda haklar tanınmıştır. 1870’li yıllarda Şişli’de ilk konaklar yapılmaya başlanmıştır. Tarla ve bağların bulunduğu arazilerde konak ve köşkler yapılmaya başlanmıştır.

1875 yılı nizamnamesinde bölgede yangın tehlikesini azaltmak amacıyla yapıların kâgir olarak inşası şartı getirilmiştir.

20. yy.da Şişli’nin çehresi değişmeye başlamış ve 1920’li yıllardan sonra bahçe içerisinde yer alan ev ve konakların yerini apartmanlar almıştır. Apartman inşasının artmasıyla 1920’ler ve 1930’larda Şişli ve çevresi gözde semtler olmaya başlamıştır. 1945 yılından sonra bölge, 4-5 katlı kâgir apartmanlarla dolmuştur. 1960’lardan sonra gelen göç dalgasıyla gecekondu bölgeleri oluşmuştur. 1960’tan sonra bölge, iş merkezine dönüşmüştür. Özellikle 1973 sonrasında Boğaziçi Köprüsü’nün açılması ile bölgeye talep artmış, anayol çevresinde bulunan apartmanların çoğu işyerine dönüşmüştür. Halaskargazi, Vali Konağı, Rumeli, Teşvikiye Caddelerindeki apartmanların üst katları işyerlerine dönüşmüş ve zemin katları pasaj olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Mimari Üsluplar

Tanzimat sonrasında, özellikle mimaride yapılan Batılı anlamdaki değişiklikler Şişli semtinde oldukça görünür olmuştur. Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile, Osmanlı’da yapı üretimi, genellikle azınlık ve yabancı mimarlar tarafından gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Mimarlar kullandıkları modern üsluplarla semtin çehresini değiştirmiştir. Yabancı ve azınlık mimarların Batılı üslubu ile Osmanlının geleneksel üslubu birleştirilmiş, ortaya farklı yapı örnekleri çıkmıştır. Semtte tasarlanan yapılarda özellikle Art Nouveau üslubu görülmektedir. Yapılarda, bu üsluba göre zarif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin kullanıldığı cepheler sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Demirin yapı malzemesi olarak kullanımı, yoğun şekilde cam kullanımı da bu akımın getirmiş olduğu özelliklerdendir.

Art Nouveau’nun hemen ardından ortaya çıkan Art Deco akımında, yapılarda düz ve keskin hatların baskın olması, pahalı malzeme kullanımı, hareketli kütlelerin tasarımı gibi özellikler ön plana çıkarken günümüzde de bu akımın kullanıldığı yapıları görmek mümkündür.

Şişli ilçesinde, azınlık topluluklara hizmet veren dini yapılarda Barok ve Neo-gotik mimari ögeleri de görülmektedir. Semtte görsel çeşitlilik oluşturan üsluplara Cumhuriyetin ilanından sonra I. Ulusal Mimarlık Akımı eklenmiştir. Vedat Tek, Giulio Mongeri, Mimar Kemalettin Bey ve Mimar Muzaffer Bey gibi bu akımın önemli temsilcileri, eserleri ile mimarlık tarihine ismini yazdırmıştır.