Title Image

Tarihçe ve Kent Gelişimi

Şişli ilçesi, pek çok açıdan İstanbul kent tarihinde önemli bir yere sahiptir. Mahalleleri mercek altına alındığında, özellikle en bilinenlerinin hikâyeleri, bize ilçenin sahip olduğu zengin kültürel mirasını ve çok renkliliğini açıklamaktadır.

İstanbul’un en geç gelişen merkezi ilçelerinden olan Şişli, 18. yy. ortalarına dek geniş kırlık alanlar, bağlar ve bahçelerden oluşmaktaydı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethi döneminde otağını Okmeydanı’na kurdurmuş, Haliç’te meydana gelen savaşları buradan yönetmiştir. Bu meydan zamanla, halkın sık sık bir araya geldiği bir toplanma alanına dönüşmüştür. İstanbul fethedildikten sonra Fatih Sultan Mehmet bu alanı ok sporları için vakfetmiştir.

Günümüzde Kurtuluş olarak adlandırılan semtin Tatavla adıyla anıldığı ve yörenin en eski semti olduğu bilinmektedir. Rumca at ahırı anlamına gelen ‘Tatavla’ adı, Pera’da yaşayan Cenevizliler’in at ahırlarının burada yer almasından kaynaklanmaktadır. İlk olarak Rum denizcilerin yerleştiği Tatavla’ya zaman içinde İstanbul’a ticaret amacıyla gelen yabancılar, zanaatkârlar yerleşmeye başlamıştır. 16. yy.da kurulduğu ileri sürülen Tatavla, ilçenin en eski mahallesi unvanını taşımaktadır. 1800’lü yılların ortalarına kadar Tatavla dışında önemli başka bir yerleşimin bulunmadığı Şişli, oldukça geniş kırlık alanların bulunduğu, sebzecilik, meyvecilik ve çiçekçilik yapılan bir bölgedir. Şişli’de yerleşim, 18. ve 19. yüzyıllarda Pangaltı, Harbiye, Teşvikiye daha sonra Mecidiyeköy ve Esentepe’ye doğru genişlemiştir. İlçenin tarihçesini, gösterdiği gelişim ve dönüşümü incelemenin en aydınlatıcı yolu imar gelişimini incelemekten geçmektedir.

SISLI_KAYMAKAMLIK (7)

18. yy.da, Batı ile artan etkileşim toplumu da etkilemiş, halkın günlük yaşam biçiminde de değişiklikler olmaya başlamıştır. 19. yy.a gelindiğinde İstanbul kentinin imar faaliyetlerine paralel olarak Şişli’deki yapılaşma da hızla ilerlemeye başlamıştır. 19. yüzyılın sonlarında artık Şişli, yabancıların, azınlıkların, levantenlerin ve Batı yaşam biçimini benimseyen varlıklı ailelerin yaşadığı bir bölgeye dönüşmüştür.

1839 yılında Topkapı Sarayı’nın Gülhane Bahçesi’nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermanı ile İstanbul yeni bir döneme girmiştir. Bu dönemde İstanbul’da, mimariden yaşam tarzına, eğitim kurumlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler, değişim ve dönüşümler yaşanmıştır. Mimarlık tarihçileri tarafından 1720’li yıllarda başladığı kabul edilen Batılılaşma süreci Tanzimat ile ivme kazanmıştır.

19. yy. ortalarına gelindiğinde günümüzde Beyoğlu adıyla anılan Pera bölgesinde nüfusun iyice artması ile Pangaltı’da yeni bir mahalle kurulması ihtiyacı doğmuştur. 1848 yılında düzenli büyümenin ilk adımı atılmış ve Mekteb-i Harbiye karşısında bulunan alan yapılaşmaya açılmıştır. Böylelikle şehrin kuzeyi, Şişli’ye doğru genişlemeye başlamıştır.

Sultan Abdülmecit döneminde (1839-1861) İmparatorluğun sınır bölgelerindeki yurtlarından olan birçok göçmen İstanbul’a sığınmış ve göçmenlerden bir bölümü Şişli’nin kuzeydoğusunda yer alan tarım arazilerinin bulunduğu alana yerleştirilmiştir. Bu kırsal yerleşim yerine padişahın adıyla Mecidiyeköy denmiştir. Semt, bugünkü kimliğini 1950’lerden sonra yaşanan gelişmelerle kazanmıştır. Aynı dönemde, 1850’lerin ortalarına doğru, Nişantaşı ve Teşvikiye mahallelerinin iskânına teşvik edilmiştir.

1856 yılında, Notre Dame de Sion Okulu Fransız Kız Koleji ve Yetimhanesi (günümüzde Notre Dame de Sion Fransız Lisesi), Pangaltı’da Elmadağ’a uzanan yol üzerinde açılmıştır. Semte olan talep okulun açılmasıyla birlikte artmış ve çevrede konutlar çoğalmaya başlamıştır. Yapılan düzenlemelerle, ilk olarak bölgenin kadastro çalışmaları yapılmış, ana arterler genişletilmiş, sokaklar aydınlatılmış, su ve kanalizasyon şebekeleri yapılmıştır.

Şişli’de ilk konaklar 1870’lere doğru yapılmaya başlanmıştır. Önceleri tarla ve ahırların bulunduğu, günümüzde Osmanbey diye anılan bölgede yapılan ilk konaklardan birinin Osman Bey Konağı olduğu bilinmektedir. Matbaa-i Osmaniye’nin kurucusu olan Osman Bey’in ardından, birçok varlıklı kişi burada köşk ve konaklar yaptırmıştır.

Şehrin kuzeye ve kuzeydoğuya, yani Şişli ve Nişantaşı Teşvikiye’ye doğru yayılmasında iki önemli etken vardır. Bunlardan biri, 1870’te Beyoğlu’nun büyük bir bölümünü ortadan kaldıran yangın, diğeri de Tanzimat’la birlikte yabancılara mülk edinme hakkı tanınmasıdır. Beyoğlu’nda yaşanan büyük yangından sonra kâgir yapı yapmak zorunlu hale getirilmiştir.

19. yy. ortaları itibariyle büyük ölçekli yapılar da görülmeye başlanmıştır. Kırım Savaşı’nı izleyen günlerde İstanbul’da baş gösteren kolera ve tifüs salgını üzerine Saint Vincent de Paul Derneği’ne bağlı hemşireler İstanbul’a gelerek hastaların tedavileri için çalışmışlardır. Hemşireler, 1858’de Feriköy’de bir dispanser açarak ruh hastalarını da tedavi etmeye başlamışlardır. Sultan Abdülmecit, hastane yapımı için Büyükdere üzerinde arazi bağışlamış, inşaat masraflarının bir kısmını da üstlenmiştir. Hastane, 1874 yılında Notre Dame de la Paix Hastanesi (günümüzde Fransız Lape Hastanesi) adıyla hizmet vermeye başlamıştır.

1875 yılında Beyoğlu-Karaköy Tüneli açılmış, deniz taşımacılığı, atlı tramvaylar, metro hattı ve trenler fiziksel gelişmeyi desteklemiştir. 1881’den itibaren atlı tramvayın Taksim’den Pangaltı’ya ve Şişli’nin ortalarına kadar gelmesi ile yerleşimin Şişli’ye doğru uzanması hızlanmıştır.

1893 yılında Şişli’de ilk önemli endüstriyel tesis olan Bomonti Bira Fabrikası açılmıştır. Sultan II. Abdülhamit’in desteği ile 1892 yılında Darülaceze’nin temelleri atılmış, yapı 1896 yılında hizmete açılmıştır. 1899 yılında, yine Sultan II. Abdülhamit’in girişimiyle günümüzde Etfal Hastanesi olarak anılan Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi açılmıştır.

1897 yılında Darülaceze Caddesi üzerine inşa edilmeye başlanan Bulgar Hastanesi, 1902 yılında faaliyete geçmiştir. 1988 yılında boşaltılan hastane, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1990 yılında özel bir kuruma kiralanmış ve Türkiye Hastanesi olarak yeniden faaliyete başlamıştır.

19. yy.da, Surp Agop, Pangaltı bölgelerinde Ermeni nüfus yoğunluktayken, Nişantaşı ve Yıldız’da daha çok Osmanlı bürokratları yerleşmişti. 19. yy. ikinci yarısında ve 20. yy.ın ilk on yılında, Osmanlı başkentinin fiziksel sınırları; Taksim’den Şişli’ye, Tophane’den Dolmabahçe’ye ve Dolmabahçe’den Teşvikiye ve Nişantaşı’na olmak üzere üç yönde genişlemiştir.

1911-1912’de, kentin gelişimi için önemli girişimler yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi Tünel- Şişli güzergâhının genişletilmesi çalışmalarıdır. Galatasaray’dan Tünel’e kadar tramvay hattı uzatılmış, Cumhuriyet ve Halaskargazi Caddeleri açılmıştır. Burada yer alan Ermeni Mezarlığı kaldırılmıştır.

1911 yılında, Şişli’nin en yüksek tepesi olan alanda, Türkiye’de yapılmış olan ilk ulusal anıt olan Abide-i Hürrriyet Anıtı açılmıştır. Günümüzde Şişli Belediyesi’nin ambleminde de yer alan anıt, I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın öncülerinden mimar Muzaffer Bey’e aittir. Aynı alanda, daha sonra Mahmut Şevket Paşa Türbesi ile Mithat Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa’nın anıt mezarları yapılmıştır. Günümüzde, Halil Rıfat Paşa, İzzet Paşa, Mahmut Şevket Paşa gibi dönemin devlet adamlarının bazıları mahalle adlarıyla da anılmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, annesi, kız kardeşi ve yaveri ile Aralık 1918’den, Mayıs 1919’da Samsun’a doğru yola çıkıncaya dek yaşadığı ev Şişli’de bulunmaktadır. Atatürk’ün anılarında, ‘pembe ev’ olarak geçen ev, günümüzde Atatürk Evi Müzesi olarak hizmet vermektedir. Şişli’nin 19 Mayıs, Cumhuriyet, Halide Edip Adıvar, İnönü gibi mahalleleri, taşıdıkları adlarla bu sürecin izlerini taşımaktadır.

İstanbul’da, ulaşımdaki önemli gelişmelerden biri 1913’te elektrikli tramvayın işlemeye başlamasıdır. 1920’lerden sonra Harbiye, Pangaltı, Kurtuluş, Osmanbey, Nişantaşı ve Teşvikiye’nin görünümü değişime uğramaya başlamıştır. Bahçe içindeki ev ve konakların yerlerini yavaş yavaş apartmanlar almıştır. Yazılı kaynaklara göre, 1927 yılında İstanbul’daki 1441 apartmandan 1236’sı bu semtlerde bulunmaktadır. 1928-1932 yılları arasında yapılan 945 apartmanın 812’si yine bu bölgede inşa edilmiştir. 1930-1940 yıllarında özellikle Halaskargazi ve Abide-i Hürriyet caddelerinin çevresinde günümüze kadar gelen bitişik nizam apartmanlar çoğalmıştır.

1940 ve sonrasında kent kültüründe günümüzde de önemli yere sahip olan büyük ölçekli yapılar inşa edilmeye başlanmıştır. 1947 yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu (günümüzde Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu), 1949 yılında ise İstanbul Spor ve Sergi Sarayı (günümüzde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı) açılmıştır.

1949 yılında ibadete açılan Şişli Camii, Cumhuriyetin ilanından sonra klasik tarzda yapılmış ilk cami olma özelliğiyle mimarlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Cami, mimar Vasfi Egeli tarafından tasarlanmıştır.

1950 yılında Fransız mimar ve şehir plancısı Henri Prost’un danışmanlığında, Kağıthane, Bomonti, ve Dolapdere’de sanayi alanları planlanmıştır. Planlanan faaliyetler bu bölgelerde yeni yerleşim yerlerinin oluşmasına neden olmuştur.

1950’lerde Şişli’de konut alanı hızla gelişmiştir. Şişli, bir yandan yüksek gelir gruplarının yerleştiği bir bölge iken öte yandan yoğun göç dalgasıyla gecekondu semtleri oluşmaya başlamıştır. Tüm İstanbul’un çehresini değiştiren bu dalga sonucunda Şişli’de de yeni mahalleler oluşmuştur. Bu gelişmeler, bölgede yeni renklerin ve lezzetlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

1960’tan sonra Mecidiyeköy’de bulunan bahçeli evlerin yerini siteler, apartmanlar ve iş yerleri almış, bölge bir iş merkezine dönüşmüştür. 1970’lere gelindiğinde Şişli ilçesinin büyük bir kısmı, modern apartmanları ve işyerlerini barındıran yoğun bir yerleşim merkezine dönüşmüştür. Bölgenin değişen çehresinde, çarşılar, pasajlar, mağazalar, butikler ve iş yerleri ağırlık kazanmış; bölge, bir ticaret, iş ve eğlence merkezi olmuştur. Halaskargazi, Rumeli ve Vali Konağı caddeleri 1980’li yıllarda İstanbul’un en gözde alışveriş merkezi haline gelmiştir. Büyük oteller, sinemalar, eğlence ve kültür merkezleri bölgeyi daha da canlandırmıştır. Kat irtifakının artması, Boğaziçi Köprüsü ve çevre yollarının öneminin artması ile yeni bir yoğunlaşma dönemi başlamış, konutların iş yerine dönüşmesi hızlanmıştır.

1980’li yıllardan sonra Şişli’de toptan ticaret işlevleri de gelişmeye başlamıştır. 1989 yılında, İstanbul’un önemli ticaret merkezlerinden biri olan 669 bin metrekarelik 13 katlı PERPA açılmıştır.

1990’lı ve 2000’li yıllarda, kongre vadisi çevresinde beş yıldızlı otellerin ve büyük ölçekli alışveriş merkezlerinin sayısı artmıştır.